Türkiye Yapay Zekâyı Gerçekte Ne Kadar Kullanıyor?

Türkiye’de yapay zekâ kullanımı hızla büyüyor. Ancak bireysel kullanım ile kurumsal yayılım arasında belirgin bir fark var. Veriler, Türkiye’nin AI dönüşümünde asıl meselenin artık kullanımdan çok yayılım ve ekonomik değer üretimi olduğunu gösteriyor.

Paylaş
Türkiye Yapay Zekâyı Gerçekte Ne Kadar Kullanıyor?

Kullanım hızla büyüyor. Gençler önde, teknoloji sektörü çok daha ileride, şirketler yatırım yapıyor. Fakat Türkiye’nin yapay zekâ dönüşümünü anlamak için artık “kaç kişi kullanıyor?” sorusu yeterli değil. Asıl mesele, kullanımın ekonominin ne kadarına yayıldığı ve ne kadar gerçek değere dönüştüğü.


Türkiye’de yapay zekânın ne kadar kullanıldığını araştırmaya başladığınızda karşınıza birbirinden oldukça farklı rakamlar çıkıyor.

TÜİK başka bir oran veriyor. Microsoft başka bir yöntemle yayılımı ölçüyor. OECD ve Eurostat şirketlere uluslararası karşılaştırma penceresinden bakıyor. TÜSİAD ve PwC iş dünyasının beklentilerini inceliyor. Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi, TRAI, yapay zekâyı gündemine almış kurumların ne kadar ilerlediğini araştırıyor. TÜBİSAD dijital kullanım ile dönüşüm arasındaki mesafeye bakıyor. Anthropic ise anket yapmak yerine insanların Claude ile gerçekte ne yaptığını anlamaya çalışıyor.

Bu yazıda amacımız bu rakamlardan birini seçip “Türkiye’de yapay zekâ kullanım oranı budur” demek değil. Farklı metodolojilerle üretilmiş verileri birlikte okuyarak daha zor bir sorunun cevabını arıyoruz:

Türkiye yapay zekâyı ne kadar kullanıyor ve bu kullanım ekonominin ne kadarına gerçekten yayılıyor?

Baştan önemli bir sınır koymak gerekiyor. Bugün elimizdeki hiçbir araştırma sahadaki yapay zekâ kullanımının tamamını göremiyor. Bir çalışan şirketinden habersiz kişisel ChatGPT, Claude veya Gemini hesabıyla her gün iş yapıyor olabilir. Bir şirket ankette “AI kullanıyoruz” diyebilir ama kullanım birkaç pilot projeden ibaret kalabilir. Üstelik yapay zekâ artık CRM, ERP, arama, güvenlik ve ofis yazılımlarının içine gömülüyor. Kullanıcı bazen AI kullandığının farkında bile olmayabilir.

Dolayısıyla aşağıdaki rakamları Türkiye’nin eksiksiz AI sayımı olarak değil, farklı açılardan çekilmiş fotoğraflar olarak okumak gerekiyor. Fotoğrafları üst üste koyduğumuzda ise oldukça tutarlı bir desen ortaya çıkıyor.

1. TÜRKİYE’DE İNSANLAR YAPAY ZEKÂ KULLANIYOR MU?

En geniş resmi veriyle başlayalım.

TÜİK’in 2025 Yapay Zekâ İstatistikleri’ne göre 16-74 yaş grubunda üretken yapay zekâ kullandığını belirten bireylerin oranı %19,2. Fakat ortalamanın altında belirgin bir yaş farkı var: 16-24 yaş grubunda kullanım %39,4, 25-34 yaş grubunda %30, 35-44 yaş grubunda ise %15,5.

Eğitim seviyesi de güçlü bir ayrım yaratıyor. Yükseköğretim mezunlarında kullanım %36,1’e çıkarken lise veya meslek lisesi mezunlarında %22,8, ilköğretim ve ortaokul mezunlarında %17,2 seviyesinde.

TÜİK bu verileri Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması üzerinden derliyor. Burada ölçülen şey bir platformun telemetri verisi değil, insanların kendi beyanları.

Bu tablo bize ilk sinyali veriyor: Türkiye’de AI kullanımı homojen biçimde yayılmıyor. Genç ve eğitim seviyesi yüksek nüfus çok daha hızlı hareket ediyor.

Kullanımın amacı da önemli. AI kullanan bireylerin %79,7’si teknolojiyi özel amaçlarla, %33,8’i mesleki amaçlarla, %31,4’ü ise örgün eğitim için kullandığını söylüyor. Aynı kişi birden fazla amaç belirtebildiği için oranların toplamı %100’ü geçiyor.

Bu bize başka bir şeyi daha söylüyor. AI’ın toplumda yayılması ile AI’ın ekonomik faaliyetlere yayılması aynı şey değil.

Kaynaklar: TÜİK, Yapay Zekâ İstatistikleri 2025

2. BAŞKA BİR ÖLÇÜM BENZER BİR TÜRKİYE GÖSTERİYOR

Microsoft AI Economy Institute’un Global AI Diffusion Q1 2026 raporu yapay zekâ kullanımını TÜİK’ten farklı bir metodolojiyle tahmin ediyor.

Rapora göre 2026’nın ilk çeyreğinde dünya genelinde çalışma çağındaki nüfusun %17,8’i üretken yapay zekâ araçlarını aktif biçimde kullanıyordu. Türkiye için hesaplanan oran %17,4.

Fakat daha ilginç olan mevcut seviyeden çok hareketin yönü. Türkiye’nin AI kullanıcı payı 2025’in ilk yarısında %13,4, ikinci yarısında %14,6 ve 2026’nın ilk çeyreğinde %17,4 seviyesine çıkmış durumda. Microsoft, Haziran 2025’ten 2026’nın ilk çeyreğine kadar Türkiye’deki artışı %30,3 olarak hesaplıyor ve ülkeyi en hızlı büyüyen pazarlar arasında gösteriyor.

Burada metodoloji uyarısı kritik. TÜİK’in %19,2’si ile Microsoft’un %17,4’ü aynı şeyi ölçmüyor. Bu nedenle iki rakamı karşılaştırıp hangisinin “doğru” olduğunu sormak anlamlı değil.

Ama iki farklı metodolojinin benzer büyüklükte bir kullanıcı tabanına işaret etmesi önemli. Türkiye’de üretken yapay zekâ artık küçük bir teknoloji çevresinin kullandığı niş bir araç değil.

Fakat bireylerden şirketlere geçtiğimizde resim değişiyor.

Kaynaklar: Microsoft, Global AI Diffusion Q1 2026

3. ŞİRKETLERDE AYNI HIZ GÖRÜNMÜYOR

TÜİK’in 10 ve üzeri çalışanı bulunan girişimleri kapsayan araştırmasına göre 2021’de Türkiye’de yapay zekâ teknolojilerinden herhangi birini kullandığını belirten girişimlerin oranı %2,7 idi. 2025’te bu oran %7,5.

Ancak şirket büyüklüğü arttıkça fark açılıyor. 10-49 çalışanlı girişimlerde kullanım %6,6, 50-249 çalışanlı girişimlerde %9,6, 250 ve üzeri çalışanlı büyük işletmelerde ise %24,1.

Yani büyük şirketlerde AI kullanımı küçük şirketlere göre yaklaşık dört kat daha yaygın.

Bu yalnızca Türkiye’ye özgü değil. OECD’nin 2025 verilerine göre veri bulunan ülkelerde şirketlerin ortalama %20,2’si AI kullanıyor. Büyük işletmelerde oran %52’ye çıkarken küçük işletmelerde %17,4.

Eurostat’ın 2025 verilerinde ise AB’de 10 ve üzeri çalışanı bulunan işletmelerin %20’si en az bir AI teknolojisi kullanıyor. Büyük işletmelerde oran yaklaşık %55.

Türkiye ile AB ve OECD rakamlarını bire bir lig tablosu gibi okumamak gerekiyor. Araştırmaların kapsamları ve AI tanımları tamamen aynı değil. Yine de fark göz ardı edilecek kadar küçük değil.

Burada Türkiye’nin AI hikâyesindeki ilk büyük gerilim ortaya çıkıyor:

Bireysel kullanım dünya ortalamasına yaklaşırken kurumsal yayılım aynı ölçüde güçlü görünmüyor.

Kaynaklar: TÜİK · OECD, AI use by individuals surges across the OECD as adoption by firms continues to expand

Eurostat, 20% of EU enterprises use AI technologies

4. FAKAT BÜTÜN SEKTÖRLER AYNI TÜRKİYE’DE YAŞAMIYOR

TÜİK verisini sektörlere ayırdığımızda tablo yeniden değişiyor.

Bilgi ve iletişim sektöründeki girişimlerin %47,1’i yapay zekâ kullanıyor. Finans ve sigorta sektöründe oran %21,1. Bilgisayar ve iletişim ekipmanlarının onarımında %15,2.

Türkiye ortalamasının %7,5 olduğu bir ekonomide bilgi ve iletişim sektörünün %47,1’e ulaşması önemli.

OECD’de de benzer bir sektör ayrışması var. 2025’te ICT şirketlerinin %57,3’ü AI kullanırken profesyonel ve bilimsel hizmetlerde oran %36,8.

Demek ki Türkiye’de tek bir AI adoption eğrisi yok. Bir tarafta AI’ın günlük işin parçasına dönüşmeye başladığı teknoloji şirketleri var. Diğer tarafta dönüşümün henüz çok daha erken aşamasında olduğu ekonominin geniş bir bölümü bulunuyor.

Daha anlamlı soru artık şu olabilir:

Teknoloji sektöründe başlayan kullanım ekonominin geri kalanına ne kadar hızlı yayılacak?

Kaynaklar: TÜİK, Yapay Zekâ İstatistikleri 2025

OECD, AI use by individuals surges across the OECD as adoption by firms continues to expand

5. ADOPTION BAŞKA, DIFFUSION BAŞKA

Tam burada “AI kullanıyor musunuz?” sorusunun sınırına geliyoruz.

Bir şirketin yapay zekâ kullandığını bilmek önemli, fakat dönüşümün boyutunu anlamak için yeterli değil. En az beş ayrı katmanı ayırmak gerekiyor:

Adoption: AI kullanılıyor mu?

Diffusion: Kullanım organizasyonun ne kadarına yayılmış?

Depth: Ne kadar karmaşık ve kritik işlerde kullanılıyor?

Frequency: Her gün mü kullanılıyor, yoksa birkaç pilotla mı sınırlı?

Value: Sonuçta ölçülebilir ekonomik değer üretiyor mu?

Bugünkü veri setlerinin önemli bölümü ilk soruyu cevaplayabiliyor. Sonraki dört soruda görüş alanımız hızla daralıyor.

Bu ayrım, neden farklı Türkiye araştırmalarında birbirinden çok farklı oranlar gördüğümüzü de açıklıyor.

6. KURUMLARA YAKLAŞTIKÇA FARKLI BİR TABLO ORTAYA ÇIKIYOR

TRAI Yapay Zeka Araştırması 2025, Türkiye’de AI gündemi bulunan 126 kurumun katılımıyla gerçekleştirilmiş. Bu örneklem TÜİK gibi Türkiye’deki tüm girişimleri temsil etmeyi amaçlamıyor. Yapay zekâ dönüşümüne daha yakın kurumların içine bakıyor.

Araştırmaya göre kurumların %37,6’sı onaylanmış ve uygulamada olan bir AI stratejisine sahip. Beş veya daha fazla AI projesi yürüten kurumların toplam payı %32,8. Dedike yapay zekâ ekibine sahip kurum oranı ise %15,2.

Fakat raporun asıl önemli mesajı rakamlardan biri değil. TRAI, kurumların pilot aşamasından ölçeklenme aşamasına geçmekte zorlandığını ve yetkinlik ile kültür dönüşümünün kritik eşikler haline geldiğini vurguluyor.

Bu ayrım bizim için değerli. TÜİK bize AI’ın Türkiye ekonomisine ne kadar geniş yayıldığını göstermeye çalışıyor. TRAI ise AI yolculuğuna başlamış kurumların ne kadar derine gidebildiğini gösteriyor.

İki araştırmanın farklı rakam vermesi bir çelişki değil. Aksine, adoption ile diffusion arasındaki mesafeyi görmemizi sağlıyor.

Kaynaklar: TRAI, Yapay Zeka Araştırması 2025

Doğrudan rapor: TRAI Yapay Zeka Araştırması 2025 (PDF) 

7. İŞ DÜNYASI AI’A İNANIYOR, FAKAT İLK HEDEF HÂLÂ VERİMLİLİK

TÜSİAD ve PwC Türkiye’nin 2025 tarihli “Üretken Yapay Zeka Devrimi: Küresel Etkiler ve Türkiye’nin Konumu” araştırması bu resmi başka bir açıdan tamamlıyor.

Araştırmaya katılan Türkiye şirketlerinin yaklaşık dörtte üçü üretken yapay zekânın sektörlerinde önümüzdeki 3-5 yıl içinde dönüştürücü etki yaratacağını düşünüyor. Katılımcıların %45’i BT bütçelerinin %10’undan fazlasını GenAI’a ayırmayı planlıyor. Fakat şirketlerin ana odağı şimdilik operasyonel verimlilik. Veri güvenliği, maliyet ve yetenek eksikliği ise ölçeklenmenin önündeki temel engeller arasında.

KPMG Türkiye’nin 2025 ikinci çeyrek araştırması da benzer bir yön gösteriyor. Türkiye’deki yöneticilerin %84’ü AI’ın iki yıl içinde sektör dinamiklerini değiştireceğini düşünüyor. Katılımcıların %87’si bütçelerinin bir kısmını operasyonlara, %77’si müşteri deneyimine ayırmayı planlıyor. AI yatırımının başarısını ölçerken yöneticilerin %94’ü verimliliği temel göstergelerden biri olarak görüyor. Kârlılığı başarı kriteri olarak görenlerin oranı ise %39.

Bütün bu araştırmalarda aynı kelime tekrar tekrar karşımıza çıkıyor: verimlilik.

Bu, dönüşümün hangi aşamasında olduğumuza ilişkin önemli bir işaret olabilir. Şirketler önce “Bugünkü işi AI ile nasıl daha hızlı ve daha ucuz yaparım?” sorusunu soruyor. Daha ileri aşamada ise soru değişiyor: “AI mümkün olduğu için daha önce yapamadığım hangi işi artık yapabilirim?”

İkinci soru yalnızca verimlilik değil, yeni ürün, yeni süreç, yeni organizasyon ve yeni gelir anlamına geliyor.

Kaynaklar: TÜSİAD ve PwC Türkiye

KPMG Türkiye, Yapay Zekâ Dönüşümü: Türkiye ve ABD Perspektifleri

8. DİJİTAL KULLANIM GÜÇLÜ OLABİLİR, DÖNÜŞÜM YİNE DE GERİDE KALABİLİR

TÜBİSAD’ın Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi 2025 çalışması dört ana bileşeni ayrı ayrı değerlendiriyor: ekosistem, yeterlilik, kullanım ve dönüşüm.

Türkiye’nin en güçlü bileşeni 3,34 ile kullanım. En zayıf alan ise 2,68 ile ekosistem.

Bu çalışma doğrudan bir AI kullanım oranı vermiyor ve AI adoption araştırması olarak okunmamalı. Ama kavramsal olarak önemli bir şey söylüyor: bir teknolojiyi kullanmakla o teknolojinin yarattığı dönüşümü gerçekleştirmek aynı şey değil.

Bu, AI tarafında gördüğümüz tabloyla oldukça uyumlu.

Kaynaklar: TÜBİSAD, Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi 2025

9. PEKİ ŞİRKETLERİ NE DURDURUYOR?

TÜİK’in belki de en önemli bulgularından biri burada.

AI kullanmayan fakat kullanmayı düşündüğünü belirten şirketlerin karşısındaki başlıca engeller uzmanlık eksikliği %74,2, yüksek maliyet %67,4 ve hukuki sonuçlardaki belirsizlik %62,4 olarak sıralanıyor.

Bu üç engel Türkiye’nin diffusion problemini oldukça iyi özetliyor:

İnsan. Ekonomi. Yönetişim.

Model erişimi artık eskisi kadar büyük problem değil. Dünyanın en gelişmiş modellerinden bazılarına birkaç dakika içinde erişilebiliyor. Açık modeller indirilebiliyor. API’ler kullanılabiliyor.

Zor olan modeli şirketin verisine, süreçlerine, güvenlik politikasına, hukuk yapısına ve iş modeline bağlamak.

İstanbul Sanayi Odası’nın Sanayide Yapay Zeka ile Dönüşüm Programı kapsamında 40 sanayi şirketinde AI olgunluk analizi ve yol haritası uygulanmasını planlaması da odağın artık yalnızca “AI nedir?” eğitiminden kurumsal olgunluk ve entegrasyona kaymaya başladığını gösteren bir sinyal.

Bu tür programlar bize ulusal bir kullanım oranı vermez. Ama dönüşümün yönünü gösterir.

Kaynaklar: TÜİK, Yapay Zekâ İstatistikleri 2025

İstanbul Sanayi Odası, Sanayide Yapay Zeka ile Dönüşüm Programı

10. ANTHROPIC BİZE BAŞKA BİR ŞEY GÖSTERİYOR: AI İLE NE YAPIYORUZ?

Buraya kadar incelediğimiz araştırmaların önemli bölümü insanlara veya şirketlere AI kullanıp kullanmadıklarını soruyor.

Anthropic Economic Index farklı bir yaklaşım kullanıyor. Anthropic, gizliliği koruyan sınıflandırma yöntemleriyle Claude üzerindeki gerçek kullanım örüntülerini analiz ederek insanların AI ile hangi görevleri gerçekleştirdiğini anlamaya çalışıyor.

Burada önemli bir sınır var: Claude kullanımı, Türkiye’deki veya dünyadaki bütün AI kullanımının temsili değildir.

Fakat davranışın nasıl değiştiğini anlamak açısından değerli bir pencere sunuyor.

Anthropic’in Ocak 2026 Economic Index raporunda bilgisayar ve matematik görevleri Claude.ai konuşmalarının yaklaşık üçte birini, first-party API kullanımının ise neredeyse yarısını oluşturuyor. Kasım 2025 örnekleminde bu oranlar sırasıyla %34 ve %46.

Haziran 2026’da yayımlanan Economic Index ise tartışmayı daha ileri taşıyor. Anthropic yalnızca hangi görevlerin yapıldığına değil, AI’a bırakılan otonomiye ve görevlerin tükettiği compute miktarına da bakıyor. Claude Code’da aynı tür çıktılarda AI’a bırakılan otonominin chat ve Cowork’a göre daha yüksek olması, agentic kullanımın klasik “kaç kişi chatbot açtı?” ölçümünü neden giderek yetersiz bırakacağını gösteriyor.

Bir çalışanın chatbot açma sayısı azalabilir. Ama onun adına çalışan ajanların yaptığı iş miktarı artabilir. Bir insanın tek bir talebi arka planda onlarca model çağrısına, araç kullanımına ve farklı ajanların çalışmasına dönüşebilir.

Kullanıcı sayısı aynı kalırken ekonomik AI kullanımı katlanabilir.

Kaynaklar: Anthropic Economic Index, Economic Primitives

Anthropic Economic Index, Cadences

11. GÖRMEDİĞİMİZ YAPAY ZEKÂ

Bütün bu rakamların dışında kalan başka bir katman daha var: shadow AI.

Şirketin resmi olarak satın almadığı ama çalışanların kişisel hesapları üzerinden kullandığı AI araçları. Bu kullanımın ne kadar büyük olduğunu Türkiye için güvenilir biçimde ölçemiyoruz. Ama görünmez olduğu için önemsiz olduğunu varsayamayız.

Aynı sorun ters yönde de çalışıyor. Şirket bir AI pilotu başlattığında araştırmalarda “AI kullanan şirket” haline gelebilir. Fakat bu pilotun 5 çalışanı mı, 5.000 çalışanı mı etkilediğini yalnızca adoption rakamından anlayamayız.

Üçüncü görünmez kullanım biçimi embedded AI. AI artık yazılımın ayrı bir kategorisi olmaktan çıkıp kullandığımız ürünlerin içine yerleşiyor.

Bu nedenle gelecekte “AI kullanıyor musunuz?” sorusunun kendisi bile giderek daha az şey anlatabilir.

Daha doğru soru şu olabilir:

Ne kadar işiniz AI tarafından veya AI ile birlikte gerçekleştiriliyor?

12. O HALDE TÜRKİYE NEREDE?

Bütün verileri yan yana koyduğumuzda tek bir sıralama çıkmıyor.

Bireysel GenAI kullanımında TÜİK %19,2 ölçüyor. Microsoft’un farklı metodolojisi Türkiye için %17,4 tahmin ediyor ve dünya ortalamasını %17,8 olarak hesaplıyor. Üstelik Türkiye’nin kullanıcı payı kısa sürede hızlı biçimde yükseliyor.

Kurumsal tarafta TÜİK’in geniş örnekleminde oran %7,5. AB’de Eurostat %20, OECD veri bulunan ülkelerde ortalama %20,2 ölçüyor.

Ama Türkiye’de bilgi ve iletişim sektörüne geçtiğimizde oran birden %47,1’e çıkıyor.

AI ekosistemine daha yakın kurumları inceleyen TRAI araştırmasında ise çok daha ileri bir tabaka görüyoruz: onaylanmış stratejiler, birden fazla aktif proje ve özel ekipler. Fakat aynı araştırma ölçeklenmenin hâlâ önemli bir eşik olduğunu da gösteriyor.

Bütün bunların birlikte söylediği şey “Türkiye AI’da geride” kadar basit değil.

Ama “Türkiye AI’ı hızla benimsedi, mesele çözüldü” demek de mümkün değil.

Verilerin daha çok işaret ettiği tablo şu:

Türkiye’de yapay zekâ adoption’ı hızlanıyor, fakat diffusion son derece eşitsiz.

Gençlerle ileri yaş grupları arasında.

Yüksek eğitimli nüfusla diğer gruplar arasında.

Teknoloji sektörüyle ekonominin geri kalanı arasında.

Büyük şirketlerle küçük işletmeler arasında.

Ve belki de en önemlisi, AI’ı kullanan şirketlerle onu süreçlerine gerçekten yerleştiren şirketler arasında.

Kaynaklar: TÜİK · Microsoft AI Economy Institute · OECD · Eurostat · TRAI

KAPANIŞ: BELKİ DE ARTIK YANLIŞ SORUYU SORUYORUZ

Türkiye’de AI kullanım oranı %17 mi? %19 mu? Şirketlerde %7,5 mi?

Bunların hepsi değerli göstergeler. Ama hiçbiri tek başına Türkiye’nin yapay zekâ dönüşümünü anlatmıyor.

Bir ülkenin milyonlarca vatandaşının chatbot kullanması ile binlerce şirketin üretim, finans, satış, Ar-Ge, lojistik ve karar süreçlerini AI etrafında yeniden tasarlaması aynı ekonomik sonucu üretmez.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde bakmamız gereken göstergeler de değişmek zorunda.

Kaç şirket AI kullanıyor? yerine AI şirketin ne kadarına yayıldı?

Kaç çalışan AI kullanıyor? yerine AI hangi görevlerde ve ne sıklıkta kullanılıyor?

Kaç AI projesi var? yerine kaçı üretime geçti ve ölçeklendi?

Ve sonunda: Ne kadar ekonomik değer üretti?

Bugünkü veriler Türkiye’nin ilk aşamayı hızla geçtiğini düşündürüyor. AI artık bilinmeyen veya erişilemeyen bir teknoloji değil. Gençlerde kullanım yüksek. Kullanıcı tabanı büyüyor. Teknoloji sektöründe adoption güçlü. Büyük şirketler yatırım yapıyor. Kurumsal AI projeleri çoğalıyor.

Fakat ikinci aşama henüz tamamlanmış değil.

Yapay zekânın teknoloji şirketlerinden diğer sektörlere, büyük şirketlerden KOBİ’lere, bireysel kullanımdan kurumsal süreçlere ve pilot projelerden ölçülebilir ekonomik değere yayılması gerekiyor.

Türkiye’nin önündeki gerçek yapay zekâ meselesi giderek adoption’dan çok diffusion haline geliyor.

Ve önümüzdeki birkaç yıl içinde Türkiye’nin AI yarışındaki konumunu belirleyecek şey, kaç kişinin bir chatbot kullandığından çok, bu teknolojinin ekonominin ne kadar derinine nüfuz ettiği ve orada ne kadar değer üretebildiği olabilir.

How To Cite

M. Seçkin Bedük, “Türkiye Yapay Zekâyı Gerçekte Ne Kadar Kullanıyor?” The Intelligence Atlas, 2026.